Yüreğim,binlerce cam kırığının üzerine atılmış gibi. Unutulmanın acısı, ihanet acısına eşmiş meğer. Yeni anladım. Ve en sevdiklerin, en sevildiklerin seni terk edebilirmiş meğer. Kimse hayatını bir başkasına sonsuza dek...
Unutmak... Bu denli kolay mıydı acaba insanoğlu için? Aynı şehirde,aynı okuldayken apayrı dünyalara sahip olmak ve asla kavuşamamak. Belki de bizim kaderimiz buydu; ne yaparsak yapalım bir araya...
Tatil bitti! Vakit eve dönme vaktidir. Bunca ay hayatında ne değişti diye sorsanız size cevabım hiçbir şey olur. Ne Kenan'ı ne de İstanbul'daki hayatımı unutamadım. Berk'in beni hayata kazandırma...
Mutsuzum bugün. Sanki bütün keder bulutları üstüme toplanmış gibi. 1 hafta geçti… Ne arayan var ne de soran… Sevmiyor işte, belki de hiç sevmedi beni. Olsun, ben onu seviyorum ya,...
Sara, metalin soğukluğunu şakağında hissederken kararını vermişti. Ölmektense öldürecekti. Ellerini havaya kaldırarak 'Tamam, madem beni öldüreceksin, en azından kim olduğunu söyle.'dedi 'Nasılsa bu sırrı mezara götüreceğim.' Adam güldü. Tabancayı...
İdil, Bihterin sözlerinin verdiği güçle yürüyordu. Tam Turan'ın evinin önüne gelmişti ki;ansızın durdu. Bir hayal kırıklığını daha kaldırabilecek miydi? Eli havada asılı kaldı. Yok, yok, bu deliliği yapmamalıyım.Ya...
İdil, salondaki kanepe tek başına oturmuş düşünüyordu. Sanki sevdiği herkes tarafından terk edilmiş gibiydi. Bihter gitmişti, Kenandan bir haber yoktu, Turan uğramıyordu. Turan... Neydi aralarındaki bağ? Neden bağlanmıştı ona sanki...
Kenan kendini zapt edemez haldeydi. Kim oluyordu da onunla böyle konuşabiliyordu,şu Umut denen hergele? 'Oracıkta ağzını yüzünü dağıtmalıydım.'diye mırıldanıyor sinirle. 'Kesinlikle yapmalıydım bunu.' Güye Bihter'i üzüyormuşmuş,ikisi ayrı dünyaların insanıymışmış. 'Al...
Sara, daha ilk anda anlamıştı bir terslik olduğunu. Kamyon bu kadar kısa sürede neden mola versindi ki? İhtiyatla aşağıya inmeye çalışırken birtakım sesler duymuştu: 'İn aşağı... Geç, geç......
Bavulum elimden düşüyor. Yalnızca şaşkınım şu anda. Derken gülümsüyorum ve birbirimize sarılıyoruz. 'Fikirdaşına veda etmeden mi gidecektin?'diyor Umut. Ondan kaçamayacağımı anlamalıydım. Gülümsemem devam ediyor; şu an ondan başka vedalaşacak kimsem...
Sara korkuyordu. Vakit gece yarısıydı ve kaderi tanımadığı insanların elindeydi. Lütfen beni ihbar etmesinler... İstanbuldan Artvin'e kaçak bir şekilde gidecekti. 'Belki birkaç kişi de seninle gelebilir.'demişti bu...
Buna inanamıyorum! Kenan bana yalan söylüyor hem de gözümün içine baka baka! Eve gidiyorum diyor gitmiyor, okulda olacağım diyor olmuyor ve daha da kötüsü hesap sorduğumda anlamazlıktan...
Finallerimi vermenin rahatlığını yaşıyorum şu aralar. Okullar neredeyse kapandı kapanacak. Solmaz'ın cenazesine gittik bugün. Ailesi gerçekten perişandı.'Biz kızımızı okusun diye gönderiyoruz sonra birisi gelip vuruyor,...
Solmaz'ı hastaneye yetiştirmeye çalışıyoruz. Ama bu çaba nafile. Onu çoktan kaybettik. Sara'ya sarılıp ağlıyorum. İlk başta inanamadı öldüğüne; fakat Kenan ve Umut'un birbirlerine dönen çaresiz yüzlerini görünce haykırmaya...
'SOLMAZZ!!!'diye bağırdım. Birbirimizi kucaklarken ne kadar değişmiş olduğunu fark ettim. Eskiden çok daha isyankar yürür, umursamaz ve kavgacı tavırlarıyla işte bu kız koyu solcu dedirtirdi., Şimdiyse.. Yüzüne bir dinginlik...